Yeni site..Bakalım :D

•Şubat 11, 2008 • Yorum yapın

Bir gece ansızın geldi işte.. Sonunda kndi alan adım blogum var.. kaankrby.com

hadı buyrun

Arkaşlar butun blogu diğer adrese taşıdım.. Yazıları okumak isteyenleri oraya bekliyorum.. Bir süre ikisi birlikte gidecek. Buraya yeni yazılar eklenmeyecek..

http://kaankrby.com/

Oyuncular: Hayat (Bildiğiniz, yaşadığınız hayat), Adam (Bildiğiniz adam)

•Şubat 7, 2008 • 2 Yorum

Bir mektupla başlar mizansen.

Hayatla şiddetli geçimsizlikten ayrılıyoruz. Sonunda yürütemedim. En doğru karar da buydu. Tabi uygulayabilirsem.

Ne yazık ki onla gizli bir anlaşmam var. O bana yıllar verdi bu evlliğin karşılığnda ve boşanırsak hepsini geri alacak. Çok ironik. Her halukarda gidiş yok. Şiddetli geçinemiyorsan hayatla, yürütmek de çok kolay olmuyor ilişkiyi. Sevigisizlik artıyor zamanla. Geçimsizlik nefret oluveriyor bir sabah… Boynuna yapışabilsen ne ala. Ben olmasam hayat kendine yeni birini zaten bulur. Düşünülmesi gereken kişi benim burada.

—-Birinci sahne burada biter perde açılır kapanır.—

Aslına bakarsan hayat, senden boşanmaya gücüm zaten yok. Ve de; şiddetle geçinemesekte, yalan senden nefret ettiğim. Korkuyorum aslında bir gün, “ya sen terk edersen” diye. Bir sokakta apansız gidersin diye. Ondan bu telaşım.

—İkinci sahne biter. Yine perdeler.—

Hayat’a dönerek: Bir kez daha söyleyeceğim sana, seni nasıl sevdiğimi.. Seni hep sevdim aslında.

Ve hayat gider arkasına bakmadan, adam yere yığılır.

—Son.—

 

Sonunda Yağdı.. KAR.

•Ocak 29, 2008 • Yorum yapın

İki gündür yağacak deniliyordu.. Sonunda geç kalsa da yağdı.. Çok güzel başlamıştı.

Rüzgar önce yoktu, bir kaç kar tanesi düşerken o da hızlanıp savuruyorudu taneleri.. Tek tük..Derken bir kere daha baktım pencereden doluya dönmüştü. Camlar buğulanmıştı, o zaman anladım dışardan gelen rüzgar sesi, soğuğunda sesiydi.. Dolu hızlanıyor, ama ince ince yağmaya devam ediyordu.. Sokak lambasının kızıl ışığında, batan güneşten kopan parçalar gibiydiler. Asfalta düşüp kalıyorlardı. Bembeyaz bir sabaha uyanmanın hayalini kurdum gayri ihtiyari. Bir kaç söz o anda döküldü dilimden. Durumla alakaları yoktu, daha önce kurulmuştu cümleler.. Derken huzurla ve kaldırımları daha beyaz hatta daha kızıl görmenin hayaliyle, demin açık bıraktığım perdenin yanından bir daha baktım dışarı. Çok güzel bir tablo bekliyordum…. Duvarlara asılan bilinmeyen yer tabloları gibi. Ama hiç de öyle olmadı. Yağmura dönmüştü kar. Yerler ıslanmıştı ve saksıların üstünde durduğu mermer, kendi beyazlığını gösteriyordu üstündeki damların ardıdan. Camdaki buğular gitmişti. Kenarına baktım dışardan gelen rüzgarın içeri davetsiz girişini bir daha hissetmek için. Hala çok soğuktu. Parmaklarım camdan akan buğu damlarıyla ıslandı..

Hala sabaha beyaz uyanmanın hayali kandırıyor beni, bir daha bakıp dışarı sonra yatacağım.. Derken anlık bir aydınlık odanın karnlığını kaçırdı, Gökgürledi. Şimdi de yağmur sevilmediğini sanarak camıma vuruyor. Oysa en sevdiğim şekli onu en çok duyduğum hali. Sabaha kadar duymazsa onu sevdiğimi belki daha uzun kalır benle. Şimdi daha da şiddetlendi. İyisi mi susmalı :) ..

Zaten sabah oldu aslında. Yatmalı artık. Bu gece (ya da sabah), şehir bu kadar sessizken, ben de yağmuru dinelyerek uyuyacağım..

SONUNDA YAĞDI KAR, YAĞMUR OLDU, SES OLDU, GECE OLDU, UYKU OLDU…

Deneme: Yazmak ve Hissetmek Adına.. Dolayısıyla Yaşamak

•Ocak 17, 2008 • Yorum yapın

    Yazdığını etkili kılabilmenin yolu, yani anlatımın yoğun olmasından yola çıkıyorum; duyguyu derin yaşamaktan geçer. Bu söylediğimde asla, duyguları haykırmak ya da yüksek sesle durmadan tekrarlamakla olmaz; aksine olabildiğine içinde tutup, sonra anlatmakla olabilir. Böylece yoğunluk yazıya akatarılabilir.. Ne var ki hayat bir çok duygunun bu şekilde yaşanmasına izin vermez, bazıları tabi ki…

Temeldeki sorunumsa bunlardan çok uzak ve alakasızdır.Ve de saçma. Çünkü yaşadığım, yaşanmamışlara dair duyduğum kaygıdır. Bugüne kadar dillendirilenler (dolayısıyla yazılanlar) bir yerde saçmadır. Lakin bu kaygı vardır. Ve yaşanmamışlar hakkındaki düşüncelerim, yersiz bir şekilde benle yaşamaktadır.. Üzerine fikirler yürütmeme sebep olan bir döngü içinde başa sarmaktadır..

Yine de sebebini bilmediğim bir rahatsızlık duymaktayım (bu anlatılanlar bir sebep değil tamamiyle sonuçtur.) ve (sanıyorum ki) sonuçlarına katlanmaktansa sebebi araştırmak hem daha cesur bir eylem olacaktır…

Ekoseli Dünya, Pitikareli gökyüzü.. Hayaller tepesi.

•Ocak 14, 2008 • 2 Yorum

hayaller tepesi

Hayatını film tadında yaşamak isteyen adam yeniden anlattı..

•Ocak 10, 2008 • Yorum yapın

    Film tadında hayatım var artık. Meger film şeritleri acılı oluyormuş.. Dramlardaki aşklar yetmezmiş sadece mutlu sonlara, sonsuzluklara. Gördüm gördüm ordan söylüyorum.

Ne yazık ki üç dilek hakkım yoktu. Tek seferde söylemiştim, heyecanıma rağmen kekelemeden. Bir dilek bile değildi oysa ama çıkmıştı ağzımdan.. Şimdi görüyorum. Yazılar geçiyor usul usul siyah ekranda. Oynayanlar ben, yöneten ben, kameraman ben…

Filmin konusunu merak edenlere önemli olan anafikri diyorum.

“Aşkı hüzün sananlarla, hüznü aşk sananlar vardı. Ben yer değiştirip duruyordum. Sonra bir şey oldu. Aşk katıksız aşk oldu. Doldu. Taştı. Durdu. Taştı… Birgün… Aşk hüzündü ve hüzündü aşk çünkü.. Çünküsü yoktu öyle olmalıydı. Aşkı yaşamak için ağlamak şarttı ve hüznü yaşamak içinde aşık olmak.”

—–

    Son yazı da geçti şimdi.Karanlık. Katıksız karanlık. Kendimi bile hissetmiyorum galiba. Cinayetin kanları elime bulaştı. Yine oyuncular ben yönetmende.. Film tadında devam edecek hayatım. Sonraki bölümlerde görüşürüz. Bende durum komedisi yapmak istiyorum.

Vapur Kalktı…

•Aralık 29, 2007 • Yorum yapın

vapur kalktı

Vapur hızla kalkıyordu; gecenin rengi arkasında, vedalaşıyorduk iskeleden; o anda koptu zaman mekandan, bir fotograf karesinde.

Hızla kaçtı iskele.

akşam oluyordu

•Aralık 29, 2007 • Yorum yapın

Yolları görmüştüm cennet ve cehheneme giden;

Cennetin yollarında kuşlar,

Cehenneminkinde gemiler vardı..

Kıpkızıl ışıkları vardı cehennemin,

Kocaman camlarda yansıyan.

Cennetin ışıkları da denizin dibinde uykuya dalıyordu…

Akşam oluyordu..

Arkasına bile bakmadan

•Aralık 9, 2007 • Yorum yapın


Kuzenimin oğlu, kızdı bir şeye gidiyor yine…
Kuzenimin oğlu benimde yeğenim olur galiba…:D

Aklıma geldi; bir keresinde rahmetli dedemi anlatmak için, annemin annesinin kocası demiştim.. Anlatmak istediğimi direk söyleyememem de burdan mı geliyor? Yoksa tam tersi mi, burası mı oradan geliyor?
Bilmiyorum, iyi geceler…

Hayatını film tadında yaşamak isteyen adam anlattı…

•Aralık 2, 2007 • Yorum yapın

Filmlerde görmüştüm bir kere masalsı hayatları.. Tadını almıştım. Herşey öyle olmalıydı.

Aradığım şey zenginlikler yada garip ilişkeler değildi.. Ya da bir yüzük değil hepsine hükmedecek falan… Film tadı bunlarda yoktu ki zaten.. Ben dramları çok sevmiştim.. Dramlarda bir sevgi çünkü. Kavuşamayan aşıklarda güzeldi.. Aşk vardı.Mühim değildi güzel sonlar, çünkü aslolan güzeli anlatan hikayelerdi.. Film bitince kavuşsa da olurdu esas karakterler..

Bende işte böyle yaşamak istedim hayatı hep. O güzel hikayeleri gerçek yapayım istedim.. Baş rolde benim olurdu, yardımcı oyunculukta.. Şizof (aslında şizofren; ben şizo diyodumda emran bir gün şizof dedi.bu şekliyle prof a benziyo.daha bi kalın anlamlı oldu:D) olurdum o zama.. Film tadında hayatı var ama onlarında…

Hayat bir dram olamayacak kadar çok sinsi ama.. Dramlar masumdurlar. Kavuşmaları anlatan hikayelerde öyle.. Ama hayat sanki savaş filmi gibiydi. O bile dram. Testere gibi birşey galba..

Saçmalamam geldi de…

iyi uykular..

yazmak iyi geliyor unutmuşum

•Aralık 2, 2007 • Yorum yapın

Bu gece yazmanın iyi geldiğini unuttuğumu farkttim. Tabi yazınca anladım. İyi geldi… Ne kadar iyi bilmiyorum ama.. Cümle başına döndü. Belki de iyi bir şey yapmadım.

…2

•Kasım 27, 2007 • Yorum yapın

kopuşlar başladı çok derinden
bu gidiş gidiş değil
her parçayla bir ben gidiyor
içimden
nereye bilmediğim
bir anlaşılmazlık silsilesi

•Kasım 25, 2007 • Yorum yapın

nefes alıyoruz lazım olduğu için, yemek yiyoruz,
konuşuyoruz dertlenince, susuyoruz sinirle.

sabahları uyanıyoruz,
guneşle konusuyoruz yanlız uyanınca yatakta,
kimse yokken o uyandırıoyor bizi.

gece yatarken gökyüzüne
bir bakıp,
ıç geçiriyoruz;
mecalimiz olmadığından iyi gecelere

bir de uyuması var bunun hiç yaşanmamıslar için ayrılmış…

İstanbul 2010 Kültür başkenti (mi) Peki Nasıl?

•Kasım 24, 2007 • Yorum yapın

arka plan Bahadır Baruter’in bir posterinden kesildi.
Umarım kızmaz:D

Ev, Merdivenler, Demir Korkuluklar, Taş Duvar

•Kasım 24, 2007 • Yorum yapın

eskiev

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.